3 Mayıs 2013 Cuma

GELİBOLU



BÜYÜK KEMİKLİ BURNU
Büyük Kemikli Burnu, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndan Küçük Anafartalar Köyü'nü geçtikten sonra karşınıza çıkar.Burada ilk göreceğiniz detay lagün gölüdür.Göl günümüzde balık yetiştirme çiftliği olarak kullanılmaktadır.Büyük Kemikli Burnu'nda temiz havanın ılık esen rüzgarla muhteşem uyumuna şahit olacaksınız.Büyük Kemikli Burnu'na giderken Tuzla Koyu'nu da göreceksiniz Baştan başa kum olan koyda tek taş bile yok.Deniz çok soğuk olsa bile tuz oranı az olduğu için gözlerinizi yakmayacaktır.Bol oksijenli bir havada huzurlu saatler geçirmek istiyorsanız Büyük Kemikli Burnu'na gitmenizi mutlaka öneririz.

Büyük Kemikli Burnu


eceabat çanakkale büyük kemikli burnu


BEBEK KAYALIKLARI

Bebek Kayalıkları

Türkiye'nin en çekici dalış noktaları arasındaki Bebek Kayalıkları, sizi sonsuz bir yolculuğa çağırıyor.Saroz Körfezi'nin dalış noktalarından biri olan Bebek Kayalıkları'nda özellikle dalış deneyimi olanlar için uygundur.Bu noktada daldığınız an birçok rengin ve canlı türlerinin sonsuz mavi içerisinde büyüleyici güzelliğini  sunacak.Özellikle sualtı fotoğrafçılarının ilgi odağı olan Bebek Kayalıkları'nın mitolojik hikayesi de bulunuyor.Efsaneye göre bu bölgede Agospatami Antik Kenti varmış.Altın Post anlamına gelen bu şehir çok önemli bir yerleşim alanıymış.Çünkü altın postu giyen biri ölümsüzleşirmiş.Bu sebepten dolayı bölge korsanlar tarafından sürekli baskına uğrarmış.Baskından kaçan halk, sesleri duyulmasın diye bebeklerini bu kayalıklara bırakırmış.Bebek Kayalıkları, adını bu hikayeden alır.

GAZİ SÜLEYMAN PAŞA TÜRBESİ
Gelibolu'yu fetheden kumandanlardan olan Gazi Süleyman Paşa'nın Bolayır beldesinde yaptırdığı caminin yanında bir de kendi türbesi vardır.Bolayır yakınlarında atından düşüp ölen Gazi Süleyman Paşa burada yaptırdığı caminin yanına gömülmüştür. Türbenin yapılış tarihi hakkında net bir bilgi yoktur.Fakat 2.Abdülhamit'in türbeyi yeniden kesin olarak bilinmektedir.



Gazi Süleyman Paşa Türbesi












2 Mayıs 2013 Perşembe

KİLİS

RAVANDA KALESİ
Kilis İli Polateli İlçesi Belenözü köyü yakınındaki Ravanda Kalesi, Kilis kent merkezine 24 kilometredir. Kalede arkeolojik bir çalışma yapılmadığından aidiyeti hakkındaki bilgiler yoruma ve yörenin ilk sahiplerine dayanmaktadır. Yesemek’teki Hitit Heykel İşliği yöreye yakın olduğundan kalenin Hitit yapısı ya da Hititler tarafından kullanıldığı görüşü oldukça yaygındır. Ravanda Kalesi görüş açısı oldukça geniş, yüksek konik bir tepe üzerine inşa edilmiş ve tepenin yamaçları da çıkışı engelleyecek kadar diktir. Kaleye ait tüm yapılar zirvedeki düzlükte olup, düzlük sularla çevrilidir. Surları, köşeli ve yarım yuvarlak burçları, su sarnıcı ve oldukça büyük bir yapıya ait olduğu sanılan yapı kalıntısı kaleden günümüze kalan mimari başlıca mimari değerlerdir.









MOZAİKLİ BAZİLİKA
Oylum Höyük'ün yaklaşık 200 metre batısında bulunan bu kalıntı VI. Yüzyıl'a tarihlenen Erken Hıristiyanlık Dönemi'ne ait bir bazilikadır.Uzun dikdörtgen planlı olduğu anlaşılan bu yapıda yöresel taş (siyah renkli bazalt taş ile kireç taşı) kullanılmıştır. Batı yönünden girişi olan bazilikanın iç mekanı iki sıra sütunla üç nefe ayrılmıştır.Kırmızı, kahverengi, beyaz, gri, kavuniçi, siyah renkli taşlarla bitki (yaprak), malta haçı ve çeşitli geometrik (kesişen daire, baklava dilimi, kare ve zikzak) desenlerle kompoze edilen bu döşeme mozaiği, Erken Bizans Sanatı Dönemi'nin özelliklerini yansıtmakta olup, yaklaşık 800 metrekarelik bir alanı kaplar.




SALİH AĞA KASTELİ(ÇEŞME)
Tabakhane Mahallesi’nde Tabakhane Camisi yakınında olan bu kastel, 1855 yılında Salih Ağa adlı bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır.Yol kotundan biraz aşağıda, sundurmalı bir yapı olan bu kastelin bir ana girişi, iki de yan girişi vardır. Kasteli gösterişli kılan sivri kemerler ayaklara bindirilmiştir. Kastelin önündeki musluğun altında taştan yapılmış bir tekne; ayna taşının da iki yanında maşrapa koymağa yarara birer tane niş (maşrapalık) vardır.Taştan yapılmış yazıtının çevresi bitki ve zincir desenli motiflerle süslenmiş, sivri kemerli bir pano içersindedir. Günümüzde suyu olmayan bu kastelin suyu, geçmişte İlezi yöresindeki beş ayrı kaynaktan sağlanırmış.


NEŞET EFENDİ KONAĞI
Neşet Efendi Konağı, merhum Neşet Topaloğlu tarafından O Yıl1arda kendisi "Mimar'us Sultan"  lakabı  ile anılan Halepli Mimar Hacı Ahmet Usta ve kalfalarına yaptırılmıştır. Bu usta aynı zamanda,  Kilis Hükümet Konağını da yapmıştır.
Tam kargir olarak inşa edilen konakta, Kilis’in meşhur Kesmelik taşları kullanılmıştır. Bu taşlar Kilis’teki ustalar tarafından işlenmiştir. Bina hemen çatı altından yassı demirler ile sağlamlaştırılmıştır. 
İç duvar sıvaları Kilis’te kullanılan kireç ve kendirlerle hazırlanan malzeme ile sabun sıva olarak sıvanmıştır. Binanın mermer ve fayansları İtalya'dan deniz yoluyla İskenderun üzerinden Kilis'e getirilmiştir. Birinci katta bulunan odalar fayans, büyük oda kırmızı ve beyaz İtalyan mermerleri ile mutfak ve banyonun bulunduğu ufak salon ise Gaziantep mermeri ile döşenmiştir. Merdivenler Gaziantep mermerinden yapılmıştır. Söz konusu binanın yapımına 1925 yılında  başlanmış olup, 1927  yılında tamamlanmıştır 

neşet efendi konağı

neşet efendi konağı

KİLİS EVİ
Kilis’te tüm evler avlulu (havuş) olup; taş, kerpiç ve leften (Kilis ve yöresinde taş ocaklarından çıkarılan kirli beyaz renkli yapı taşı) yapılmıştır. Yaşam havuşa dönük olduğundan pencereler avluya açıktır. Dışarıya yani sokak ve caddeye açılan pencere çok azdır.Geleneksel ‘Kilis Evi’ avlu, mutfak odalar ve mağaralardan oluşur.

havuş

Sıcak iklim koşullarında çabuk bozulan yiyecekleri saklamak, tazeliğini korumak için hemen hemen her evin alt katında, bodrumunda; soğuk hava deposu / buzdolabı işlevini gören bir düzenleme yapılmıştır.

mağara

Kilis Evi’nde odalar oturma, yemek yeme, yatma / yatak, konuk ağırlama… gibi birbirinden farklı gereksinim ve hizmetlere yanıt verecek biçimde düzenlenmiştir. Odalara avludan ya doğrudan girilir ya da merdivenle (dereç) çıkılır. Pencereleri kuzeye bakan odalar “yaz odası”, güneye bakan odalar da “kış odası” olarak düzenlenmiştir. Oldukça yüksek tavanlı olan odalar, avluya bakan pencereler ve bunların üstündeki “kuş tağalarından” giren gün ışığıyla aydınlanır. Aydınlatma ve havalandırma gibi işlevsel özelliği olan “kuş tağaları” , konutun dış görünüşüne estetik bir değer katacak biçimde düzenlenir.

oda

FİNİKE (ANTALYA)

Arykanda Antik Kenti

Finike-Elmalı yolu üzerinde bulunan Arykanda Antik Kenti bölgenin tarihi hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için eşsiz bir ören yeri. Bey Dağları'nın yamaçlarında bulunan antik kentte gezerken bir açık hava müzesinde dolanıyormuş gibi hissedeceksiniz.




Apollonia Antik Kenti

 Yalnızca Akropol bölümü günümüze ulaşan Apollonia Antik Kenti, Kaş-Finike yolu üzerinde bulunur.




Suluin Mağarası

Asya Kıtası'nın bilinen en derin mağarası özelliğini taşıyan Suluin, Antalya'nın Finike ilçesinde bulunmaktadır.Suluin Mağarası'na 1995 yılında dalış yapan bir grup araştırmacı ekip, 122 metreye kadar inebilmiş ve mağaranın sonuna ulaşamadan dalışlarını bitirmek zorunda kalmışlardır. İçindeki sarkıt ve dikitler göz dolduracak kadar muhteşem ve mağarayı süslemeye devam ediyor. İçinde traverten havuzları da bulunan Suluin Mağarası ancak profesyonel dalışçılar tarafından araştırma yapmak için ziyaret edilmektedir.




 Gökliman Koyu

Finike'nin doğal güzellikleri arasında öne çıkan bu koy muhteşem bir denizi gözler önüne seriyor. Finike-Kaş yolunun 6. km'sinde bulunan bu koyu mutlaka gezmenizi öneririm.




Gökbük Kanyonu

300 metre derinliğe ve 4 km uzunluğa sahip olan Finike Gökbük Kanyonu, Finike'de mutlaka gezmeniz gereken yerlerden biri. Pek çok göletin, bitki ve yaban hayatı türünün bulunduğu kanyon tam bir doğal cennettir.



 

ULA (MUĞLA)

GÖKOVA  KÖRFEZİ

Gökova Körfezi,  Kerme Körfezi ya da İstanköy Körfezi olarak da bilinir, Ege Bölgesi kıyılarının güneyinde körfezdir.Tektonik hareketler sonucunda Ege Bölgesi'nde doğu-batı doğrultusunda oluşan çukur alanlardan en güneyde yer alanı Gökova Körfezidir. Doğu kıyıları yakınında sığ olan körfezin derinliği, açıklara ve batıya gidildikçe artar. Körfezin kuzey kıyıları dik ve yüksektir. Bu kıyıların ardında Yaran Dağı uzanır. Körfezin en önemli özelliği, güneydoğu kıyısının Türkiye'nin en girintili çıkıntılı kıyı kesimi olmasıdır. Bu kesimde iç içe geçmiş, genellikle daire biçiminde ve yörede bük adıyla anılan çok sayıda koy vardır. Körfeze dökülen çok sayıda kısa akışlı dere yazları kurur; bu derelere yörede azmak adı verilir. Gökova'dan geçerek körfeze dökülen Çaydere, Akçapınar ile Akyaka köyleri arasında bir bataklık alanı oluşturur.






AKYAKA


Antik çağlardan beri üzerinde yerleşim olduğuna inanılan Akyaka yakın yıllara kadar gözlerden uzak küçük bir balıkçı köyü olarak kalmıştı. Akyaka’nın geniş kitleler tarafından tanınması 1970’lere dayanır. O yıllarda çok küçük çaplı da olsa turizm faaliyetleri başlamıştır.Çevre il ve ilçelerden ve büyük şehirlerden gelen ziyaretçiler Akyaka’nın bakir doğası, yazın bile hiç kesilmeyen meltemi için Akyaka’da yazlık evler, turistik tesisler inşa etmeye başlamışlardır. 1980’lerdeki turizm patlaması ile birlikte Akyaka bugünkü "turistik belde" görünümünü almıştır.


(Gökova Körfezi'nden Akyaka)

 





Akyaka'nın evleri, beldeye güzellik katmıştır.

 







AZMAK  IRMAĞI


Akyaka su sporları, sörf, kano yapılabilir, dağ bisikleti ile çevre gezilebilir. Kısa mesafede Azmak Irmağı'nda yapılabilir.




 


SEDİR  ADASI

Sedir Adası (eskiden Sideyri) Kerme Körfezi'nde (Gökova Körfezi) bulunan görülmeye değer güzellikte, antik kalıntılarla dolu üçlü bir ada grubunun en büyüğüdür. Ula içinde yer alır. Antik çağdaki ismi Kedrae veya Cedrae olup, adada bu dönemden kalma kalıntılar bulunmaktadır.







YEDİ  DELİK  MAĞARASI

Ula'nın doğusunda, Alicin Dağı'nın yükseldiği yerdedir. Karyalılar'a ait olduğu bilinen bu mağaralarda 14 tane mezar bulunmaktadır. Eski inanışa göre ölüm kabul edilmeyip, ölümden sonra ruhun dirildiğine inanıldığı için ölülerin dirildiklerinde insanların saldırmaması için yüksek kayalara açtıkları mezarlara ölülerini bırakırlardı. Bu yedi delik o günkü mağaraların tahrip olmuş halidir.




 

1 Mayıs 2013 Çarşamba

BİNGÖL

KİĞI KALESİ
İlçe merkezinin güneydoğusunda yer alan Kiğı Kalesi,çok sağlam bir yapıya sahiptir. Etrafı sarp kayalıklarla kaplıdır. Kale içinde bina harabeleri bulunmaktadır. Kale'ye giren İranlıların halka büyük işkence yaptıkları, evleri yakıp yıktıkları, erkeklerin çoğunu öldürdüklerinden ve kadınlara kötü davrandıklarından bahsedilmektedir. Burayı terketmeye mecbur kalan ahalinin Kiğı'ya gelip Kaleli mahallesinde yerleştikleri ve bu mahallenin bu yüzden "Kaleli" adını aldığı tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır.Kale içindeki harebelerde zamanında yapılan kazılarda çeşitli ev ve süs eşyalarına rastlandığı söylenmektedir. Kale'nin Peri Suyu'na bakan yamaçları çok dik olduğundan bu yönden Kale'ye çıkmak oldukça güçtür. Kale'ye dar bir yol ile gidilmektedir. Kale etrafındaki düzlüklerde halen ziraat yapılmaktadır.





ZAĞ MAĞARASI
Zağ Mağarası, Murat Nehri kıyısında, Gökçeli ve Yenidal köyleri arasında sarp bir kayalıkta bulunmaktadır. Murat Nehri’ne bakan tarafı yerden 200-300 metre yükseklikte olup kayaların oyulmasıyla yapılmıştır.Mağara, üç kat üzerinde kurulmuştur. Her bir katında da 26 oda mevcuttur. Katlar arası geçiş yuvarlak bacalarla, odadan odaya geçişler ise kapılarla sağlanmıştır. Birinci katta Zahire deposu olarak kullanıldığı sanılan kuyular, alt katta oturma odaları, en üst katta iki haremlik odası mevcuttur. Mağara zaman içinde hasar görmüşse de şu anda 17 odası hala yapısını korumaktadır.







YÜZEN ADA
Yüzen ada, doğada farklı yollardan oluşan, dibe değmeden suyun üstünde yüzen bir cisimdir.Yüzen adalar birkaç yüz metre büyüklüğünde olabilir, ve onlara kara denilmez, yani gerçek ada değillerdir. Bazen Amazonas gibi büyük ırmaklarda akıntıyla ilerler, bazen göllerde oluşurlar. Açık denizde şu an herhangi bir yüzen ada bilinmemekte. Uzun ömürlü yüzen adalarda bitki örtüsü bulunur, hatta üzerinde küçük ağaçlar yetişir. Genelde rüzgarın veya akıntının yardımı ile hareket ederler.Yüzen adanın su yüzünde kalabilmesi için elbette sudan hafif olması lazım (ρ = 1 g/cm³). Sudan hafif olan katı madde nadirdir. Hatta odun bile ıslandığında suya batar. O yüzden böyle bir yüzen adanın varlığı gaz yardımı gerektirir. Çürüyen bitkilerden beslenen bakteriler Metan gazı üretir. Bu gaz bir süre bitkilerin içinde durur, adanın altında takılı kalır ve yüzmesini sağlar.





YOLÇATI KAYAK MERKEZİ
Bingöl Kayak Merkezi'nin şehir merkezine olan uzaklığı 25 km’dir. Ulaşımın özel araçlarla sağlandığı kayak merkezinde karasal iklim şartları hüküm sürmekte olup kayak sezonu aralık ayında başlayıp mart ayına kadar devam etmektedir.Kayak merkezinde, 50 yatak kapasiteli bir kayak evi bulunmakta, sağlık ve diğer hizmetler için Bingöl kent merkezine gitmek gerekmektedir.Kayak merkezinde bulunan pistin uzunluğu 1.000 m. olup, acemi ve ileri düzey kayakçılar için güzergâhlar bulunmaktadır. Ortalama meylin %25 olduğu merkezde alt istasyon 1.650 m., üst istasyon 1.890 m. yüksekliğindedir.